Açılış Saatleri
  • Pazartesi :Kapalı
  • Salı :Kapalı
  • Çarşamba :Kapalı
  • Perşembe :Kapalı
  • Cuma :Kapalı
  • Cumartesi :Kapalı
  • Sunday :Kapalı
İstiklal Caddesi tarihi boyunca çok az sayıda otele ev sahipliği yapmıştır. Bu oteller arasında Hotel Tokatlıyan en meşhur olanıdır. Pera’da bulunan Pera Palas oteline alternatif olmak üzere inşa edilen Hotel Tokatlıyan yaklaşık yarım asır boyunca çeşitli badireler atlatarak misafirlerini ağırlamış ve günü geldiğinde tarih sahnesinden çekilmiştir.
 
1805 yılında Hacı Krikor Amira Kevorkyan daha sonra Hotel Tokatlıyan’ın yapılacağı 6000 metre karelik arsayı satın alır ve içine ahşap olarak Üç Horan Ermeni Kilisesi ile Ermeni vatandaşlar için konut ve dükkânlar inşa ettirir. Kilise 1807 yılında ibadete açılır. 24 Mayıs 1870 yılında Beyoğlu’nda çıkan büyük bir yangın sonucu kilise ve diğer bölümler yanar. Kilise Vakfı onarım için bir komite kurar ve bu komite onarıma katkı olması için İstiklal Caddesi’ne bakan bölümlere bir tiyatro yapılmasına karar verir. Planlanan tiyatro 1884 yılında açılır. Tiyatronun girişine temsilden çıkanları ağırlamak üzere Cafe-Restaurant de Parisisminden bir kafe de vardır. 8 yıl sonra 1892’de çıkan başka bir yangın sonucu bu bina da yanar. Kilise Vakfı yönetimi tekrar harekete geçer ve yanan binayı tekrar inşa etmek için çalışmalara başlar.Tokatlı Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi vakfa başvurarak aynı yerde bir restaurant açmak istediğini bildirir. Kendisi Kapalıçarşı’da bir lokanta işletmektedir ve aileden gelme bir aşevinin sahibidir. Yani restaurant işini bilmektedir. Kendisi Ermeni cemaati içinde güvenilir bir isimdir ve teklifi kabul görür.
 
7 Nisan 1893 yılında başlayan inşaat 1 Ocak 1985 yılında tamamlanır ve Cafe-Restaurant Splendide açılır. Tokat eşrafından gelme Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi’nin adı böylece Beyoğlu sokaklarına yazılır.
 
Cafe-Restaurant Splendide kısa sürede ünlense de evdeki hesap çarşıya uymaz ve Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi kilise vakfı ile anlaştığı kirayı ödemekte zorlanır. Bu durum karşısında kilise vakfı Cafe-Restaurant yerine acaba buraya bir otel mi yapsak diye düşünmeye başlar ve ileri gelen Ermeni tüccarlara başvurur. İlgi göremezler. Durumu takip eden Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi tekrar kilise vakfına başvurarak gelin burayı beraber otel yapalım der. Kendisi Cafe-Restaurant Splendide’i verecek vakıf ise başka bir bölümü otele dâhil edecektir ve inşaat masrafları ise ortak olacaktır. Bu anlaşma temelinde yıllık 2800 Lira kira bedeli üzerinden 15 yıllık bir sözleşme yapılır ve otel inşaatı başlar.
 
Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen Hotel Tokatlıyan 1909 yılında açılır. 160 odalı otelde girişte cafe ve restaurant bulunmaktaydı. Otelin meşrutiyet döneminde kapılarını açması nispeten bu özgürlük ortamında otelin özellikle cafe ve restaurantının kısa sürede ünlenmesine yol açar.

İstiklal Caddesine bakan büyük salonda başta dönemin yazar-çizer takımı olmak üzere ve İstanbul halkından Beyoğlu’na çıkabilenleri ellerinde kahveleri ile Cadde-i Kebir’den geçenleri seyrederler. Otel büyük bir başarı yakalar; odalar, restaurant ve ziyafet salonları her zaman doludur. Kısa sürede otel önemli davetlere görkemli salonlarıyla ev sahipliği yapmaya başlar.Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl olan 1914 yılına kadar işler yolunda gitse de savaş ile birlikte otel kan kaybetmeye başlar. Kayıtlar ne yazık ki otelin savaş yılları sırasında topluma karşı çıkarcı, savaşa karşı vurdumduymaz ve kirli bir ticaret yürüttüğünü söylemektedir. Batıda ki örneklerini taklit ederek inşa edilen ve işletilen otelin savaş yıllarında ayakta kalabilmesi için bekli de böyle davranmaktan başka seçeneği yoktu.
 
1920 yılında otel MıgırdiçTokatlıyan Efendi’nin evlatlık kızı Mercedes ile evlenmiş olan Sırp kökenli Medoviç’in yönetimine geçer. Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi üvey kızı ve damadı tarafından Nice’e yerleştirilir. Mıgırdiç Efendi daha sonra Nice’te bir pansiyonda ölecektir.

Damat Medoviç yönetimde ki otelde savaş dönemi sonrasında işler kötüye gitmeye devam eder. Otel işgal yıllarında İngiliz, Fransız ve İtalyan subaylara ev sahipliği yapmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra otel parlak bir dönem geçirir. Özellikle ticareti elinde tutan azınlıklar ve Beyoğlu bölgesinde yaşayan konsolosluk mensupları oteli ayakta tutarlar. Kurtuluş Savaşı’nın sonu ve Cumhuriyet’in ilanı bu olumlu havanın oluşmasında önemli rol oynamıştır. İstanbul’a sürgüne gönderilen ünlü Rus ihtilalcisi Lev Troçki 1929 yılında İstanbul’a geldiğinde bir süre Hotel Tokatlıyan’da kalır. 1930’dan itibaren Medoviç kira ödemekte zorlanmaya başlamıştır. Kilise Vakfı 1939 yılında 2.İcra Müdürlüğü’ne başvurarak oteldeki tüm eşyanın bir envanterinin yapılmasını ve alacak kiralarına karşılık bunların üstüne haciz koyulmasını ister.2.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla çıkan bir kanunla azınlık vakıflarının yönetimi mütevelli heyetlerden alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devr edilir. Bu durumdan yaralanmak isteyen Medoviç Vakıflar Genel Müdürlüğü ile bir sözleşme yaparak devletin kiracısı durumuna geçer. 2. Dünya Savaşı yıllarında bir Nazi hayranı olan Medoviç otelde ağırladığı Alman dostlarına topuklarını vurarak selamlar. Beyoğlu’na yerleşip ticaret yapmaya başlayan İbrahim Gültan isimli bir Karadenizli tüccara borçlanmaya başlayan Medoviç borçlarının artması üzerine bu kişi ile 1944 yılında bir sözleşme yaparak borçlarına karşılık otelin kira sözleşmesini İbrahim Gültan’a devreder. Medoviç 1945 yılında Almanya’da ölür.
 
Becerikli bir insan olan İbrahim Gültan başta Vakıflar Genel Müdürlüğü olmak üzere otelle ihtilaflı olan tüm kurumlar ile birikmiş borç ödemelerini yaparak sorunları çözer ve Hotel Tokatlıyan’ın tüm haklarını eline geçirir.
 
1950’lerle birlikte Dünya ve İstanbul değişmektedir. Ülkedeki tek parti iktidarı sona ermiştir. Köyden kente göç bir olgu olarak İstanbul’u tehdit etmeye başlamıştır. Yeni gelen nüfus hem yoksul hem eğitimsizdir. İstiklal Caddesi’nde yürüyen profil değişmiştir. 1955 yılında İstanbul Hilton Oteli’nin açılışı zaten kötü işletilen Hotel Tokatlıyan’a bir darbe daha vurur.
 
1950’nin başında İbrahim Gültan otelin adını Konak Oteli olarak değiştirir. Kilise Vakfı vakıf yönetimi tekrar ele aldığında İbrahim Gültan’ı ödemediği kiralar ile ilgili olarak mahkemeye verir. İbrahim Gültan 1958 yılında oteli tahliye eder ama giderken otelin tüm demirbaş eşyasını hatta bazı sökülebilir kısımlarını da beraberinde götürür.
 
Görkemli otel 1960 yılında yıkılarak iş hanına dönüştürülür. Günümüzde Tokatlıyan Pasajı ve İşhanı adı altında faaliyetine devam etmektedir. Binanın yönetimi hala Üç Horan Ermeni Kilisesi’ndedir.

 

Beyoğlu Tokatlıyan Han
İstiklal Caddesi tarihi boyunca çok az sayıda otele ev sahipliği yapmıştır. Bu oteller arasında Hotel Tokatlıyan en meşhur olanıdır. Pera’da bulunan Pera Palas oteline alternatif olmak üzere inşa edilen Hotel Tokatlıyan yaklaşık yarım asır boyunca çeşitli badireler atlatarak misafirlerini ağırlamış ve günü geldiğinde tarih sahnesinden çekilmiştir.
 
1805 yılında Hacı Krikor Amira Kevorkyan daha sonra Hotel Tokatlıyan’ın yapılacağı 6000 metre karelik arsayı satın alır ve içine ahşap olarak Üç Horan Ermeni Kilisesi ile Ermeni vatandaşlar için konut ve dükkânlar inşa ettirir. Kilise 1807 yılında ibadete açılır. 24 Mayıs 1870 yılında Beyoğlu’nda çıkan büyük bir yangın sonucu kilise ve diğer bölümler yanar. Kilise Vakfı onarım için bir komite kurar ve bu komite onarıma katkı olması için İstiklal Caddesi’ne bakan bölümlere bir tiyatro yapılmasına karar verir. Planlanan tiyatro 1884 yılında açılır. Tiyatronun girişine temsilden çıkanları ağırlamak üzere Cafe-Restaurant de Parisisminden bir kafe de vardır. 8 yıl sonra 1892’de çıkan başka bir yangın sonucu bu bina da yanar. Kilise Vakfı yönetimi tekrar harekete geçer ve yanan binayı tekrar inşa etmek için çalışmalara başlar.Tokatlı Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi vakfa başvurarak aynı yerde bir restaurant açmak istediğini bildirir. Kendisi Kapalıçarşı’da bir lokanta işletmektedir ve aileden gelme bir aşevinin sahibidir. Yani restaurant işini bilmektedir. Kendisi Ermeni cemaati içinde güvenilir bir isimdir ve teklifi kabul görür.
 
7 Nisan 1893 yılında başlayan inşaat 1 Ocak 1985 yılında tamamlanır ve Cafe-Restaurant Splendide açılır. Tokat eşrafından gelme Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi’nin adı böylece Beyoğlu sokaklarına yazılır.
 
Cafe-Restaurant Splendide kısa sürede ünlense de evdeki hesap çarşıya uymaz ve Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi kilise vakfı ile anlaştığı kirayı ödemekte zorlanır. Bu durum karşısında kilise vakfı Cafe-Restaurant yerine acaba buraya bir otel mi yapsak diye düşünmeye başlar ve ileri gelen Ermeni tüccarlara başvurur. İlgi göremezler. Durumu takip eden Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi tekrar kilise vakfına başvurarak gelin burayı beraber otel yapalım der. Kendisi Cafe-Restaurant Splendide’i verecek vakıf ise başka bir bölümü otele dâhil edecektir ve inşaat masrafları ise ortak olacaktır. Bu anlaşma temelinde yıllık 2800 Lira kira bedeli üzerinden 15 yıllık bir sözleşme yapılır ve otel inşaatı başlar.
 
Fransız mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen Hotel Tokatlıyan 1909 yılında açılır. 160 odalı otelde girişte cafe ve restaurant bulunmaktaydı. Otelin meşrutiyet döneminde kapılarını açması nispeten bu özgürlük ortamında otelin özellikle cafe ve restaurantının kısa sürede ünlenmesine yol açar.

İstiklal Caddesine bakan büyük salonda başta dönemin yazar-çizer takımı olmak üzere ve İstanbul halkından Beyoğlu’na çıkabilenleri ellerinde kahveleri ile Cadde-i Kebir’den geçenleri seyrederler. Otel büyük bir başarı yakalar; odalar, restaurant ve ziyafet salonları her zaman doludur. Kısa sürede otel önemli davetlere görkemli salonlarıyla ev sahipliği yapmaya başlar.Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl olan 1914 yılına kadar işler yolunda gitse de savaş ile birlikte otel kan kaybetmeye başlar. Kayıtlar ne yazık ki otelin savaş yılları sırasında topluma karşı çıkarcı, savaşa karşı vurdumduymaz ve kirli bir ticaret yürüttüğünü söylemektedir. Batıda ki örneklerini taklit ederek inşa edilen ve işletilen otelin savaş yıllarında ayakta kalabilmesi için bekli de böyle davranmaktan başka seçeneği yoktu.
 
1920 yılında otel MıgırdiçTokatlıyan Efendi’nin evlatlık kızı Mercedes ile evlenmiş olan Sırp kökenli Medoviç’in yönetimine geçer. Mıgırdiç Tokatlıyan Efendi üvey kızı ve damadı tarafından Nice’e yerleştirilir. Mıgırdiç Efendi daha sonra Nice’te bir pansiyonda ölecektir.

Damat Medoviç yönetimde ki otelde savaş dönemi sonrasında işler kötüye gitmeye devam eder. Otel işgal yıllarında İngiliz, Fransız ve İtalyan subaylara ev sahipliği yapmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra otel parlak bir dönem geçirir. Özellikle ticareti elinde tutan azınlıklar ve Beyoğlu bölgesinde yaşayan konsolosluk mensupları oteli ayakta tutarlar. Kurtuluş Savaşı’nın sonu ve Cumhuriyet’in ilanı bu olumlu havanın oluşmasında önemli rol oynamıştır. İstanbul’a sürgüne gönderilen ünlü Rus ihtilalcisi Lev Troçki 1929 yılında İstanbul’a geldiğinde bir süre Hotel Tokatlıyan’da kalır. 1930’dan itibaren Medoviç kira ödemekte zorlanmaya başlamıştır. Kilise Vakfı 1939 yılında 2.İcra Müdürlüğü’ne başvurarak oteldeki tüm eşyanın bir envanterinin yapılmasını ve alacak kiralarına karşılık bunların üstüne haciz koyulmasını ister.2.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla çıkan bir kanunla azınlık vakıflarının yönetimi mütevelli heyetlerden alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devr edilir. Bu durumdan yaralanmak isteyen Medoviç Vakıflar Genel Müdürlüğü ile bir sözleşme yaparak devletin kiracısı durumuna geçer. 2. Dünya Savaşı yıllarında bir Nazi hayranı olan Medoviç otelde ağırladığı Alman dostlarına topuklarını vurarak selamlar. Beyoğlu’na yerleşip ticaret yapmaya başlayan İbrahim Gültan isimli bir Karadenizli tüccara borçlanmaya başlayan Medoviç borçlarının artması üzerine bu kişi ile 1944 yılında bir sözleşme yaparak borçlarına karşılık otelin kira sözleşmesini İbrahim Gültan’a devreder. Medoviç 1945 yılında Almanya’da ölür.
 
Becerikli bir insan olan İbrahim Gültan başta Vakıflar Genel Müdürlüğü olmak üzere otelle ihtilaflı olan tüm kurumlar ile birikmiş borç ödemelerini yaparak sorunları çözer ve Hotel Tokatlıyan’ın tüm haklarını eline geçirir.
 
1950’lerle birlikte Dünya ve İstanbul değişmektedir. Ülkedeki tek parti iktidarı sona ermiştir. Köyden kente göç bir olgu olarak İstanbul’u tehdit etmeye başlamıştır. Yeni gelen nüfus hem yoksul hem eğitimsizdir. İstiklal Caddesi’nde yürüyen profil değişmiştir. 1955 yılında İstanbul Hilton Oteli’nin açılışı zaten kötü işletilen Hotel Tokatlıyan’a bir darbe daha vurur.
 
1950’nin başında İbrahim Gültan otelin adını Konak Oteli olarak değiştirir. Kilise Vakfı vakıf yönetimi tekrar ele aldığında İbrahim Gültan’ı ödemediği kiralar ile ilgili olarak mahkemeye verir. İbrahim Gültan 1958 yılında oteli tahliye eder ama giderken otelin tüm demirbaş eşyasını hatta bazı sökülebilir kısımlarını da beraberinde götürür.
 
Görkemli otel 1960 yılında yıkılarak iş hanına dönüştürülür. Günümüzde Tokatlıyan Pasajı ve İşhanı adı altında faaliyetine devam etmektedir. Binanın yönetimi hala Üç Horan Ermeni Kilisesi’ndedir.

 

Özellikler
nenerede
blank
Yorum
Henüz yorum bulunmamaktadır, ilk yorumu yapmak ister misiniz?
İnceleme bırak
Hizmet: Fiyat: Kalite: Diğerleri:

Bir cevap yazın

Benzer İlanlar